Rocky hayranlığından dünya şampiyonluğuna

Almanya’da 6 çocuklu ailenin en küçüğü olarak dünyaya gelen Fırat Arslan’ın zorlu hikayesi babasının küçük yaşlarda terk etmesiyle başladı.

Rocky serisi filmleri kendi hayatıyla özdeşleştiren ve abisiyle boksa başlayan Arslan, daha sonra ağabeyinin sporu bırakmasına rağmen yoluna devam etti. “Yapamaz” diyenlere inat azimle çalışarak ilk Dünya Ağır Sıklet Boks Şampiyonluğu’nu bu spora başladıktan 19 yıl sonra kazanan Arslan, bir yıl sonra ise bu unvanını rakibine kaptırdı. Daha sonra 37 yaşında tekrar çalışmalara başlayan Arslan, 15 yıl süren yoğun tempolu çalışmasının son aşamasında Erzurum’da 8 haftalık kamp dönemi geçirdi.

Almanya’da 21 Ekim’de düzenlenen şampiyonaya katılan Türk boksör Fırat Arslan, Boşnak rakibi Edin Puhalo’yu yenerek altın kemere tekrar ulaştı. 53 yaşında ikinci kez Dünya Ağır Sıklet Boks Şampiyonu olan Arslan, yaşı nedeniyle ulaşılması güç görülen dünya şampiyonluğunu bir kez daha elde etmenin sevincini yaşadı.

“Babam 6 yaşında bizi terk etti, annem küçük bir maaşla bize bakıyordu”
Türk boksör Fırat Arslan, AA muhabirine, şampiyon olması halinde tekrar Erzurum’a gelerek kendisine destek verenlerle bir araya geldiğini söyledi.

Çok zor bir çocukluk dönemi geçirdiğini ifade eden Arslan, şöyle konuştu:

“Rahmetli babam 6 yaşındayken bizi terk etti. Rahmetli annem ise küçük bir maaşla bizi geçindirmek için çok savaşlar verdi. Çok zor bir çocukluk geçirdik. O günler Rocky filmleri popülerdi. Rocky fakirlik içinde dışlanıyordu. Onu görerek, heveslendim ve boksa başladım. ‘Baksana adam boks yaparak herkesten saygı gördü’ dedim. Abim de boksa yapıyordu. Ben de abimin en büyük hayranı olarak ona destek veriyordum. Gün geldi abim sporu bırakmaya karar verdi, ben de kendime ‘Fırat hayat boyu (abim abim) diyemezsin kendin bir şey başarman lazım.’ dedim ve abimden müsaade istedim. Abim ‘Biz burada yabancıyız haksızlık yapıyorlar ve çok sert bir spor dayanamazsın, yapma.’ dedi. Denemek istedim ve 3-4 sene sonra abim geldi, bana ‘Sakın bırakma.’ dedi.”

Arslan, spora dünya şampiyonu olma hedefiyle başladığını belirterek, bu süreçte kendisine sürekli başaramayacağı yönünde sözler söylendiğini dile getirdi.

Arkadaşlarına da başarı için söz verdiğini anlatan Arslan, “Antrenörler beni gördü, ‘Bunda kabiliyet yok, kilosuna göre boyu kısa, reaksiyonu, hızlılığı iyi değil, çok oynak değil, çok fazla bir şey başaramaz.’ dediler. Hayal kırıklığına uğradım. Sonra dedim, ‘Buna onlar değil, yüce Allah karar verir.’ ve yoluma devam ettim. 19 yıl sonra Allah nasip etti ama oraya kadar çok zor yoldan geçtim. 19 sene sonra dünya şampiyonu oldum. Sevindim ama bir sene sonra çok güçlü rakibime karşı unvanımı kaybettim. Sonra kendime bir kez daha ‘Şampiyon olacağım.’ dedim. Çünkü kendimde suçu aradım ve tekrar yola çıktım. 15 sene savaştım ve yüce Allah nasip etti, 53 yaşında bir kez daha dünya şampiyonu oldum. Boksta en yaşlı olarak dünya rekorunu kırmayı Allah nasip etti.” diye konuştu.

ALLAH ÇALIŞAN KULUNA VERİYOR

Bu zamana kadar çok sayıda maça çıktığını anlatan Arslan, şöyle devam etti:

“34 senedir aktif boksörüm, amatörde 92 maçın 81’ini kazandım. Profesyonellerde de 67. maçımı yaptım. Zamanında antrenörlerim belki haklılardı, yeterince hızlılık ve dünya zirvesinde yer alacak reaksiyonum yoktu ama insan çalışırsa azimle yoluna devam ederse Allah çalışan kuluna veriyor. Gençlerimize örnek olmak istiyorum. Sadece boks değil, her alanda inanır, vazgeçmezsen olur. Yani her şeyi denemeden olmaz, dememek lazım. Belli bir yaştan sonra ağır geliyor. 53 yaşında kamp yapmak kolay bir iş değil. Ona rağmen Allah bana bu sağlığı, azmi verdi, ne kadar şükretsem az. Benim için çok büyük bir gurur. Almanya’da doğup, büyüdüm hem Almanya hem de Türkiye’den destekçilerim vardı ve orada Türk bayrağını dalgalandırıp İstiklal Marşı’mızı çaldırmak büyük bir gurur.”

Çevresindeki birçok insanın yaşı nedeniyle “yapamazsın” demesine aldırış etmediğini anlatan Arslan, “Büyük hikayeler daima cesaret ister. Bir insan çalışırsa neler başaracağını ispatlamak istedim. Eğer başka bir şey olmazsa bu son maçımdı. Kariyerim bitmiş oluyor. Almanya’da spor okulum var, oradaki sporcuları yetiştiriyorum. Amerika’nın, Avusturya’nın dağlarına, İngiltere’ye Moskova’ya gittim ama en güzel kampımı 34 sene sonra en son maçımın hazırlığında Erzurum’da yaşadım. Keşke daha önce buraya gelseydim.” şeklinde konuştu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir