Döviz artış beklentisi psikolojik mi… Piyasanın dilinin altında ne var

Kısadalga yazarı Mehmet Çetingüleç, kaleme aldığı yazısında döviz kurlarındaki yükselişi yazdı.

Çetingüleç’in yazısının tamamı şöyle:

“Döviz kurlarındaki artışın nedenini sorgularken dış ticarete bakmak lazım. Ticaret hacmi artıyor, ama ihracatımızın ithalatı karşılama oranı düşüyor. Daha az döviz kazanıp, daha fazla harcıyoruz. Bu durum Türk lirasını eritiyor. Siz istediğiniz kadar baskı yapın, “liralaşma” stratejisi güdün, boşuna…

Vatandaş doların yükseleceği beklentisiyle akın akın döviz hesaplarına ya Kur Korumalı Mevduata yöneliyor. Önceki hafta KKM hesapları yüzde 25 artışla 1 trilyon 700 milyar liraya yükselmişti. Geçen hafta 1 trilyon 780 milyar liraya çıktı.

Ayrıca yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı geçen hafta 3 milyar 950 milyon dolar artışla 187 milyar 650 milyon dolara ulaştı. Türk lirasına güven olsa bu kadar büyük para doğrudan dövize ya da dövize dayalı hesaplara akar mı?

Kaçışın anlamı şu; Merkez Bankasının faiz politikası gibi, liralaşma politikası da iflas etmiş durumda. Dış ticaret verileri “alarm” noktasını aşmış.

Mart ayına bakalım: İhracat 23.6 milyar dolar, ithalat 32.2 milyar dolar. Dış ticaret açığı 8.6 milyar dolar. Şubat ayındaki 12 milyar doları eklediğinizde sadece 2 ayda 20 milyar doların üzerinde dış ticaret açığı. Ocak – Mart döneminde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 63’e düşmüş. Bu rakam tehlike işareti. Acilen yüzde 80’lere yaklaşması lazım. Ama umut yok.

Çünkü dövizin ucuz olduğunu düşünenler sadece dolara ve KKM hesaplarına yönelmiyor. Ara mallar başta olmak üzere her türlü ithalatta patlama var. Vatandaşlar da “dolar artacak” diye ithalat çılgınlığına katılmış durumda. Bilgisayar, telefon, lüks ürünler, vs… Ne varsa mevcut kur seviyesinden almaya çalışıyorlar.

Sonuç… Daha çok dış ticaret açığı ve doğal uzantısı olarak cari açık. 2021 yılında 7.2 milyar dolar olan cari açık 2022 yılında 48.8 milyar dolara yükseldi. Yaklaşık yüzde 700 artış! Ve durmuyor. Sadece Şubat 2023’te 8.8 milyar dolar açık verildi. 12 aylık cari açık 55.4 milyar dolarla son 10 yılın en yüksek düzeyine ulaştı. Yani döviz gelirlerimizin artacağına, durumun normalleşeceğine ilişkin umut yok. Sadece turizmden beklenti var. O da açığı kapatmaya yetmez.

Çünkü Rusya ile anlaşma yapıldı ve gaz ödemeleri geçici olarak durduruldu. Hesaplara girmeyen bir borç. O rakamlar eklense gerçek cari açık bugünkünden çok daha yüksek olacak. Durdurulan gaz ödemeleri için 30 milyar dolar gibi devasa bir rakamdan söz ediliyor. Yabancı kuruluşlar tahminlerini güncelliyor. BofA ve HSBC gibi kuruluşlar dolarda yılsonuna kadar yüzde 15-25 arası artış bekliyor. Yılsonunda 1 dolar 24 lira olur diyenler çoğaldı. Standard Chartered gibi 36 liraya çıkacağını iddia edenler de var. Bu tahminleri Türkiye’de enflasyonun düşmeyeceğini varsayarak yapıyorlar. Yabancıların beklentisi seçimden sonra faizin yüzde 40’lara çıkacağı yönünde…

Kur hareketlerinde dikkat çeken bir ayrıntı. Faizler artmaya devam ettiği halde, dövizin tansiyonu düşmedi. Ayrıca tabelada yazanla işlem yapılan kur arasında fark büyük. Tıpkı tabela faiziyle gerçek faizin birbirini tutmaması gibi. Cuma günü ilan edilen kur 19.36 ama bankalar doları 20 liradan satıyor. Beklentilerin kötü olması makası iyice açmış…

Bu durum sürdürülebilir mi? Ekonomiden Sorumlu eski Devlet Bakanı Prof. Dr. Işın Çelebi sorunun cevabını verdi:

“Bu sürdürülemez. Türkiye’nin temel problemi döviz sıkıntısı. Döviz ihtiyacını karşılayamazsan bir süre sonra hızla giden arabanın fren yapması gibi ekonomi fren yapar.”

Çelebi, ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 60’lar düzeyine gerilemesini şöyle değerlendirdi:

“Daha önce yüzde 85 – 90’dı. Kurdaki baskı ihracatı düşürüyor. Acil toparlanma için kuru serbest bırakmak lazım. İhracat artarsa doların aşağı doğru ineceğini sanmıyorum, ama bir yerde dengeye oturur.”

Peki dolar endeksi ne olur? Işın Çelebi, Türkiye’nin aksine doların dünyada değer kaybetmeye devam edeceğini, ABD’nin ihracatını artırmak için bunun gerekli olduğunu sözlerine ekledi.

Tansiyonun bir an önce düşmesi için seçimin birinci turda sonuçlanması Türkiye’nin hayrına olacak…

Döviz kurları -Çin işkencesi gibi- her gün damla damla artarken, kontrol mekanizmaları da giderek zayıflıyor. Merkez Bankasının rezervlerindeki 3 haftalık erime 7 milyar dolar oldu. Net rezerv eksi 47 milyar dolar, brüt rezerv 121 milyar dolara geriledi.

Son olarak Suudi Arabistan’dan gelen 5 milyar doların piyasalardaki hükmü 1 ay bile sürmedi! Tam bir köşeye sıkışmışlık hali var baskılanmış “yapay” piyasada…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*